erkan03 Admin

Yaş : 18 Kayıt : 30 08 2007 Mesajlar : 25
| Konu: Karadirek Kasabasının Kültürü Paz Eyl. 09, 2007 4:15 pm | |
| KARADİREK KASABASI KÜLTÜRÜ
SOSYAL YAŞAM:
Kasabamızda sosyal hayat mevsimlere göre farklılık göstermektedir. İlkbahar ve yaz mevsimleri kış mevsimine oranla daha canlı ve hareketlidir. Bilindiği gibi yöremizde kış ayları soğuk ve kar yağışlıdır. bu nedenle sosyal hayatta olumsuz yönden etkilenmektedir. Kasaba halkımızın kış mevsiminde sosyal hayatı erkeklerde kahvehaneler, kadınlar da ise ev ve komşu-akraba ziyaretleri ile sınırlı kalmaktadır. Havaların ısınmasıyla birlikte, Bağ-bahçe, Tarlalarda çalışan insanlar ve iş araçlarının hareketliliği gözden kaçmamaktadır.
Yaz mevsimi kasabamızın en canlı ve nüfusun en yoğun olduğu mevsimdir. Yurtiçi ve yurtdışından gelen misafirlerimiz kasabamıza ayrı bir renk ve hareketlilik katmaktadır. Nişan, Düğün, Sünnet vb. aktiviteler genelde bu mevsimde yapılmaktadır.
Halkımız temel gıda ve diğer ihtiyaçlarını kasaba marketlerinden, Pazar günleri kurulan açık pazardan veya ilçemizden temin etmektedir.
Kasabamız halkı sıcakkanlılığı, misafirperverliği ve samimiyetiyle örnek bir halktır. Kasabamızda hizmet vermekte olan kahvehaneler de yapılan muhabbetler ve diğer aktiviteler gerek halkımız gerekse misafirlerimiz için doyumsuz bir hatıradır.
EĞİTİM VE ÖĞRETİM:
Kasabamızda Okur-Yazar sayısı oldukça fazladır. İlk öğretim okulumuz kasabamız ve komşu köylerden gelen öğrencilere eğitim vermekte olup, Ortaöğretim ve diğer mesleki eğitimleri ilçemiz eğitim kurumları tarafından sağlanmaktadır. Ayrıca yaz tatillerinde ilçe müftülüğünün emriyle camilerimizde Elif-Ba ve Kuran kursu açılmaktadır.
Kasabamızın yetiştirdiği çok sayıda memur bulunmaktadır.
GİYİM - KUŞAM:
Uyarı! Kasabamızın Giyim-Kuşam kültürü ilçemiz ile hemen hemene aynı olduğu için bu bölümde İlçemizin internet sitesinden alıntı yapılmıştır.
Sandıklı'ya bağlı köylerin tamamında yazma diğer adıyla çember adı verilen başörtüsü örtülür. Çemberin kenarları ince tığ veya şişle örülmek suretiyle işlenmiştir. Bazı köylerimizde ise yaşmak adı verilen dokuma örtülmektedir. Sandıklı'da ev içinde tülbent, dışarıya çıkarken de ince kalem içi denen yazma örtülür. Yazmaların kenarları oyalı ve işlemelidir. Genç kızlarımız ve gelinlerimizin çoğu evlerde başlarını örtmezler. Gelinler dışarı çıktıklarında genellikle kenarları özel iğne işlemeli siyah eşarp örterler. Sandıklı'da kadınların büyük çoğunluğu küçük siyah ve beyaz karelerden oluşan fıta adı verilen örtüyü örterler. Geçmiş yıllarda köylerimizde kadınlar başlarına uçları pul, altın ve boncukla süslenmiş tas ve tepelikde denilen fes giyiyorlarmış fakat günümüzde bunu çok yaşlı kadınlar giymektedir. Sandıklı köylerinde yarım veya boydan denilen ve çeşitli kumaşlardan dikilen "fistan" giyilmektedir. Günümüzde köylerde etek ve bluzda giyilmektedir. Ayrıca şalvar dediğimiz kocadan veya dizlik de denilen giysiler vardır. Şalvarın bol, dar, dizüstü dizlatı ve pijama şeklinde çeşitleri bulunmakladır. Çok yakın zamana kadar her tarafı süsleme ve işlemelerle kaplı üçetek, bindallı ve entari denen giysiler giyilmiştir. Günümüzde sadece düğünlerde giyilmektedir.
Şimdi de ilçemize has olması nedeniyle kıvrak ve fıtayı anlatalım.
Gıvrak : Siyah renkte mat veya parlak dokumadan yapılmaktadır. Belden aşağıya doğru diz altındadır. Beli büzgülü olan gıvrag lastik takılır. Gıvrağın alt tarafı bol ve çok rahattır. Siyah mat rengindeki gıvrak günlük giyilirken, parlak siyah renkteki gıvrak ise misafirlikte ve özel günlerde giyilmektedir.
Fıta : Sandıklı'da kadınlarımızın başlarına örttükleri örtüye fıta denmektedir. Ortalama bir metre eninde ve bir buçuk metre boyunda 1.5-2 cm.lik siyah ve beyaz karelerden oluşmuştur. Sandıklıklı kadınların çarşıya ve gezmeye giderken devamlı örttükleri yöreye has bir örtüdür.
Fıta ve Gıvrağın Tarihçesi:
Cumhuriyetin ilk yıllarında Sandıklı'da çarşaf, peçe ve car gibi çeşitli örtüler örtülürken ilk fıtayı büyük tüccarlar Hollanda'dan getirmişlerdir. Büyük önder Atatürk 1925 yılında Kılık-Kıyafet inkılabını yapıktan sonra Sandıklı'da Hollanda'dan gelen fıtalar örtünülmeye başlanmıştır. İlk fıtanın renkleri siyah üzerine kırmızı, yeşil ve sarı idi. Fakat halk, bu fıtaları sevdiği halde renklerini beğenmemiş ve bu renkler halk arasında tutulmamıştır. Bir süre sonra tüccarlar bu fıtayı getirmemişlerdir. Denizli'nin Babadağ ilçesinden gelen Macırlar lakabıyla tanınan Hacı Osman Uğur'un eşi ve kardeşi 1933-1934 yıllarında yeni fıtayı dokumaya başlamışlardır.
İlk fıta Sandıklı'da el tezgahlarında siyah üzerine beyaz karelerle pamuk ipliğinden dokunmaya başlamıştır. İzmir ve Denizli'den getirilen iplikler iki defa boyadan ve kimyasal sudan geçirildikten sonra dokunmuştur. Günde 10 metre kadar dokunan bu fıtaları önce Hacı Osman Uğur'un ailesi giymeye başlamıştır. Halkın bu fıtayı beğenmeleri üzerine önceleri el tezgahlarında dokunan fıtalar modem tezgahlarda seri olarak dokunmaya başlamıştır. Günümüzde de Sandıklı'nın yöresel bir kıyafetidir.
GELENEK VE GÖRENEKLER:
Uyarı! Kasabamızın Gelenek ve görenek kültürü ilçemiz ile hemen hemene aynı olduğu için bu bölümde İlçemizin internet sitesinden alıntı yapılmıştır.
Görgü ve eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa geçen ve zaman içinde genel olarak kabul edilip topluluk üyeleri arasında ortak ve sağlam bağların meydana gelmesine neden olan düşünceler , öğretiler , alışkanlıklar ve inançlar bütünü olan gelenek , Sandıklı halkında da çok değişik yönleriyle hâlâ devam etmektedir. Süregelen geleneklerden belli başlı olanları sayarsak ;
Ramazan ayı ve davetleri 2- Arife günü kabir ziyareti 3- Bayram ziyaretleri 4- Bayram davetleri 5- Doğum 6- Diş duzlaması 7- Sünnet düğünü 8- Gelin cumasıdır.
Şimdi bu geleneklerimizi tek tek inceleyelim.
1-RAMAZAN AYI VE DAVETLERİ : Ramazan ayında Sandıklı çok hareketli günler geçirir. Çoluk ÇOCUK genç , yaşlı ve esnafıyla iftara kadar çeşitli hazırlıklar ve alışverişler yapılır. Bu hazırlıkların başında çarşıdaki zevkle yapılan alışverişler gelir. Fırınlarda pide kuyrukları, manavlar ve seyyar arabalarda yeşillik ve sebze, kasaplardan kebaplık kıyma ve et, ayrıca bakkallardan iftar ve sahur için yapılan alışverişler çok hareketli ve renkli geçer. Bu alışverişlerle ilgili bir anıyı hatırlatırsak esnafımızın birisi iftarla ilgili alışverişini öğleden önce erkenden yapmış, bitirmiş. Akşam üstü bakmış iftar için herkes alışveriş edip evine yiyecek bir şeyler alıyor.esnafımızda iftarlık ve sahurluk lazım olan öğleden önce aldığı için tutmuş 3 tane at kırbacı almış evinin yolunu, karşısından gelen komşusu at kırbaçlarını görünce "komşum senin ne atın var nede araban bu at kırbaçlarını ne yapacaksın" diye sorunca, şöyle cevap almış; "ne yapayım baktım herkes bir şeyler alıyor bende duramadım, at kırbacı aldım" der. Buda gösteriyor ki herkes iftardan önce mutlaka evine bir şeyler alıp öyle gider. Ramazanda iftar ve sahur yemekleri ailelerin ve komşuların birlik ve beraberliğini güçlendiren, yaklaştıran en güzel anlardır. Komşular , akrabalar ve arkadaşlar arasında karşılıklı iftar davetleri yapılır. Ramazanda gelinle damat kız evine belirli zamanlarda iftar davetlerine gider. Aynı şekilde oğlan evi de, kız evini iftar davetine çağırır. Bu iftar yemekleri ailelerin birlik ve beraberliği güçlendirir, yaklaştırır. Ramazan ayının bir diğer güzelliği teravih namazları çoluk, çocuk ve yaşlı tüm Sandıklı halkının Camileri doldurduğu ve cami çıkışlarında kahvelerin dolup taştığı, çayların içildiği ve doyumsuz sohbetlerin yapıldığı çok önemli bir aydır.
2-ARİFE GÜNÜ KABİR ZİYARETİ : Ramazan ve kurban bayramlarından önce arife günü Sandıklı'da kabir ziyaretleri yapılır. İkindi namazında bütün camiler dolar taşar. İkindi namazı kılındıktan sonra cami çıkışı taksi, otobüs ve kamyonlarla genç yaşlı tüm Sandıklılılar akın akın kabir ziyareti yaparlar. Şehir mezarlığına gidenler yakın akraba ve arkadaşlarının mezarlarını tek tek ziyaret ederek çeşitli dualar okurlar. Bu gelenek yıllardır azalmadan, çoğalarak devam etmektedir.
3-BAYRAM ZİYARETLERİ: Dini bayramlarımızdan, Ramazan ve Kurban bayramında, bayram yemekleri yapılır. Yemeklerden başka çeşitli tatlılar (kadayıf, ekmek kadayıfı, baklava, sütlaç vb.) yapılır. Köylerde ise bayram ekmeği denilen hazırlık yapılır. Bayram namazı kılındıktan sonra evlerde kahvaltılar edilir. Daha sonra aile arasındaki bayramlaşmanın ardından, akrabalar ve komşular arasında bayram ziyareti ve bayramlaşma bayramın bütün günlerinde davet eder. Ayrıca bayramın 1. veya 2. günü damat, gelini kız evine bayramlaşmak için bayram ziyareti yaparlar. Sandıklı'nın köylerinde ise bayram namazından sonra köy odalarında bayram ekmeği yenir ve bayramlaşma yapılır. Bayramın bütün günlerinde gündüz yapılan bayram ziyaretleri akşamlarında da devam eder. Çocuklar, gençler ve orta yaşlılar bayram ziyaretlerini yaparken, evin yaşlı kadın ve erkekleri bir yere gitmezler. Kendilerim ziyarete gelenleri beklerler, onlara çeşitli hediyeler (para, şeker vb.) verirler. Bayram ziyaretleri Sandıklımızın en köklü geleneklerindendir.
4-BAYRAM DAVETLERİ: Ramazan ve Kurban bayramının ilk günü sabahleyin gelinle damat kız evinde bayramlaşmak için giderler. Bir müddet kız evinde kaldıktan sonra oradan ayrılırken akşam yemeğe davet edilirler. Kız evinde akşamki bayram davetine gelin, damat, annesi babası ve tüm kardeşleri katılırlar. Bayram daveti iki ailenin birbiriyle kaynaşması ve yakınlaşmasını açısından çok önemlidir. Bu davetler iki ailenin durumuna göre bayramın diğer günlerine de alınabilmektedir. Bayram daveti Sandıklı köylerinde yıllardır devam eden çok yaygın bir gelenektir.
5-DOĞUM: Genç çiftlerin evlenmesinden belli bir süre geçtikten sonra her iki ailede bir doğum heyecanı başlar. Doğacak çocuğun kız mı yoksa erkek mi olacağı ve ne isim verileceği konusu iki aileyi de uzunca bir süre meşgul eder. Doğumdan önce gelin ve ailesi doğacak bebek için yoğun hazırlıklara girerler. Çocuk doğduktan sonra kız evi, doğum yapan kızlarına hediye olarak bir bilezik veya hediye alırlar. Kız evi damatlarına iç çamaşırı, gömlek, kazak, mendil, kravat ve çorap; ayrıca damadın anne ve babası ve kardeşlerine de uygun hediye alırlar. Çocuk doğunca kızın annesi eve pelte çorba götürür. Daha sonra oğlan evi çocuğun kırkı çıkmadan belirlenen uygun bir günde kız evini ve yakın akrabalarını ayrıca kendi yakınlarını doğduya çağırırlar. Kız evi hazırlamış olduğu eşyaları, bebeğin karyolasını ve yatak takımını sabah götürürler. Öğleden sonra da davetliler gelince çeşitli yemekler ve kuru yemişler yenir. Kız evininden gelenler bebeğe 2 kilo şeker üzerine de çember, talet, havlu, kazak, zıbın veya küçük altın koyarlar. Bazı aileler eğlence düzenlerken bazıları da mevlit okuturlar.
6-DİŞ DUZLAMA(DUZLAMA) : Bebeğin ilk dişi çıktığı zaman düzenlenen törendir. Bebeğin ilk dişini gören kim olursa bebeğe giyecek elbise alır. Diş duzlaması oğlan evi tarafından buğday, nohut, fasulye (kuru), fındık, fıstık gibi çerezlerin ilave edilmesiyle yapılarak, komşulara ve yakın akrabalara dağıtılır. Diş duzlaması Sandıklı'nın en eski geleneklerindendir.
7-SÜNNET DÜĞÜNÜ : Sandıklı'da sünnet düğünleri, evlilik düğünleri gibi renkli ve güzel olur. Bir hafta önceden hazırlıklara başlanır. Sünnet çocuğunun karyolası hazırlanır ve sünnet elbisesi alınır.Yakın akraba ve komşulara davetiye dağıtılır veya haber verilir. Sünnet düğününden bir gün önce akşam olunca kına gecesi yapılır. Kına gecesinde genç kızlar ve kadınlar geç vakitlere kadar eğlenirler. Sabahleyin sünnet çocuğu giydirilir. Öğleye doğru davetliler gelmeye başlar. Gelen davetlilere şeker, lokum, kolonya ve sigara ikramı yapılır. 10 - 11 sıralarında süslenmiş bir arabaya bindirilen sünnet çocuğu, çalgılı veya çalgısız büyük bir araba konvoyu ile şehir içinde gezdirilir. Bazı aileler çocuğuyla veya faytonla da gezdirmektedirler.Gezdirme işi bitince öğleye doğru önceden hazırlanmış sünnet odasında çocuğun sünneti yapılır. Bu esnada gelen davetlilere takım adı verilen çorba, et, pilav ve tatlıdan meydana yemek verilir. Davetliler yemeği yedikten sonra sırayla sünnet odasına girerek hediyelerini verirler. Bu sırada çağrılan hocalar tarafından mevlidi şerif okunur. Erkek davetlilerin gitmesinden sonra takım adı verilen yemek kadınlara da verilir. Kadınlarında hediyelerini vermelerinden sonra sünnet düğünü sona ermiş olur.
8-GELİN CUMASI: Sandıklı'da genç çiftlerin evlenmesinden 1 veya 2 ay içinde gelin cuması dediğimiz kız evinin davetleri vardır. Cuma günü olunca gelin annesinin evine gider. Aksama kadar gelin orada kalır. Akşam işinden çıkan damadında gelmesiyle kız evinde cuma daveti yapılır. Bazen :bu davetlere damadın anne ve babası da katılırlar. Bu davetler yıllarca sürdüğü gibi 10-15 sene içinde azalarak devam etmektedir |
|